Başlık biraz seminer başlığı gibi oldu farkındayım :D Bilişimin ülke yönetimimizdeki yeri hakkında söylenebilecek çok fazla bir şey olmadığını biliyorum ancak zaten yazıyı pek uzun tutmakta istemiyorum.
Biliyorsunuz bakanlıklarımız arasında hala teknoloji ve bilimle ilgili bir bakanlık bulunmamakta. Halbuki bir çok gelişmiş ülkede bu konuya özgün bakanlıklar mevcut. Ancak biz devletimizin zaten yeterince hantal olduğunu bildiğimizden ötürü ekstra bir bakanlığa doğal olarak ekstra bir yük olarak bakıyoruz. Aslında burada sorulması gereken önemli soru sanıyorum bilişim, bilim, teknoloji konuları hakkında ne biliyoruz ve bu konuları ne kadar önemsiyoruz? Bu soruya kendi bakış açımdan cevap verecek olursam; kesinlikle bilişim gibi konularda yeterli bilgi birikimine sahip olmamakla birlikte, getireceği faydalar konusunda da son derece bilgisiz olduğumuzu düşünüyorum. Birey bazında birçoğumuzun bu konularda az çok tecrübe ve bilgi birikimine sahip olduğunu farzediyorum ancak bu devlet kurumlarına gelince var olan hantal yapının da katkıları ile yeniliklere ve ihtiyaçlara ne kadar geç yanıt verebilen bir sistem içinde bulunduğumuzu da göz ardı etmememiz gerektiğini düşünüyorum. Günümüzde zaten bilişim gibi konularda hiç bir devletin değil bilgi sahibi olmamak, hiçbir şekilde bu konuda yavaş davranmaya hakkının olmadığını, davrandığı taktirde de çağımızın standartlarını yakalama konusunda aciz kalmaya mahkum olduğunu düşünüyorum.
Devletimizin ise bu konulardaki girişimlerini halen yetersiz buluyorum. Bilişim gibi önemli bir konunun devlet bakanı Mehmet Aydın’a bırakıldığını bilmek bu konuya ne kadar az önem verdiğimizin de bir göstergesi elbette. Burada sorun Mehmet Bey’e bırakılmasından çok bilişime gereken özenin gösterilmemesidir. Bilişimin devletimizin her kademesinde ortak bir düzlemde buluşabilmesi gerekirken bu yolla her bakanlığın bilişim konusunda kendine özgü davranışlar içinde bulunmasına olanak sağlanmakta. Buda sonuç olarak en basitinden e-devlet uygulamalarında bir koordinasyon eksikliğine yol açacaktır. Anlaşılan yıllarca çektiğimiz ve halende çekmekte olduğumuz bürokratik problemleri bilişime de bulaştırmak konusunda kararlıyız. Bu konuda bir an önce adım atılmadığı taktirde geçen her dakika yine ülkemizin aleyhine sonuçlar doğuracaktır. Geri kalmışlığımızın hızlanma ivmesini bir miktar daha arttırmış olacağız.
Bilişim konusunda devlet bazında bu kadar yetersiz ve duyarsız kalmamızın en büyük nedeni bu konudaki bilgisizliğimizden ileri gelmekte. Bununda başlıca nedeni yönetimde bulunanların bireysel olarak bu konudan büyük ölçüde bihaber olmaları. Yani her ne kadar zamanla bilişim konusunda bilinçlenen bir toplum olsakta bu yönetim sistemimize yansımamakta. Elbette buradaki en büyük faktör toplumda bilişim konusunda gerçek anlamda bilinçlenenlerin büyük çoğunluğunu daha çok genç kesimin oluşturması ve maalesef ülkemizde genç insanların yönetimde işinin olamayacağının düşünülmesi. Bakanlarımız ve milletvekillerimizin yaş ortalamasını yaklaşık olarak tahmin edecek olursak ne demek istediğim biraz daha iyi anlaşılacaktır. Seçme yaşının 18 iken seçilme yaşının yeni 25 olması bilişim konusunda devlet bazında çağı yakalayamamızın altında yatan sebeplerin öncüsüdür. Şuan yaş sınırları arasındaki 7 senenin bile büyük bir handikap olduğunu düşünüyorum. Neden 18 yaşındaki kardeşimin fikri, 25 yaşındaki herhangi birinden daha önemsiz. Globalleşen dünyada artık çok genç yaşta çok önemli kararlar vermek zorunda kalırken, neden ülke yönetimimiz hakkında birinci ağızdan söz sahibi olamıyoruz. İlla bunu bizim yerimize başkalarının mı yapması gerekmekte? Özellikle bizi temsil edebilmeleri gereken bazı yöneticilerimizin kendilerini bile temsil edemedikleri halde bu dayatma neden?
Evet ben yönetim bazında bilişim konusundaki bu bilinçsizliği tamamı ile konuyu kavrayabilen yöneticilere sahip olmamamıza bağlıyorum. Sonuç olarak eğerki bilişim konusunda devlet bir an önce gereken adımları atmazsa, geri kalmışlığımızın toplumumuz üstündeki etkileri zamanla daha da belirginleşecektir. Elbetteki temennim tam tersi olması yönünde. Ancak çağımızın gereksinimlerine hakettikleri özeni göstermediğimiz taktirde avantajlarımızın dezavantaja dönüşeceğini aklımızdan çıkarmamamız gerek.